------------- Kocaeli İmece ------------- İstanbul İmece ------------- İzmir İmece ------------- Edirne İmece ------------- Ankara İmece -------------
Tekel işçileri ile konuştuk
Tekel direnişinin 73. Gününde son model bir cipin altında kalarak can veren Hamdullah Uysal’ın anısına…

Tekel işçilerinin özlük haklarını koruma mücadelesine uzun bir süre tanık olduk. İşçilerin Ankara’daki uzun süreli direnişi 4C’nin yaratacağı hak kaybını önlemek için  kimi zaman işvereni olan devlete,  kimi zaman örgütleyicisi olan Tek Gıda-İş’in bağlı bulunduğu Türk-İş‘e rağmen devam etti… 

Peki Tekel işçisi yıllarca emek verdiği  babacan devletinin onu  biranda kapı önüne koymasını ve yıllarca sendika aidatı ödeyerek güçlendirdiği örgütünün karşısında NE YAPMALI ?

Tekel  işçisi örgütlüydü, örgütlü olmak haklarını korumaya  yetti mi yetiyor mu? Anayasasında kendini sosyal hukuk devleti olarak tanımlayan bir devlet, sosyal hak ve özgürlüklerden biri olan sendikal haklara yasal mevzuatında gerçek anlamda destek veriyor mu? Verdiği haklar, emek gücünün yanında mı? Yoksa sosyal hukuk devleti terk mi edildi? Türkiye’de ki sendikal  hareket Tekel eyleminin yanında mı? Tekel eylemi bilinçli bir sendikal harekette olması gereken stratejik yöntemlerle mi  ilerliyor? Açlık grevi doğru bir karar mıydı? Çözüm “Her Yer Grev Her Yer Direniş “diyen kararlı bir  Tekel işçisinin genel grev çağrısında mı yatıyor?

Toplumun gözünü çevirdiği Tekel hadisesi bir çok mekanda, bir çok farklı kesimde konuşuldu. Nasıl destek verileceği konuşuldu. çadırlarda kalıyor oluşları sebebiyle işçilerin imkanlarını biraz daha iyileştirme isteğiyle, memleketin bir çok yerinden çeşitli malzemeler gönderildi. Yani, toplumun hafızasında Tekel bir şekilde yer etti… Kimi zaman özelleştirmeyi tartıştırttı, kimi zaman güvencesiz çalışma koşullarına sahip olan 4C statüsünü. Çalışanından emeklisine, memurundan işçisine, yaşanan hak kayıplarının yaşandığı günümüzde çalışma saatleri fiili olarak sürekli artarken; maaşlar giderek düşüyor. Kayıt dışı çalışma artıyor. Sağlıksız-güvensiz çalışma koşullarında çalmak zorunda bırakılan işçiler; hep işverenin “Dışarıda bekleyen milyonlarca işsiz var” şeklindeki ifadesiyle bu mevcut koşullarda çalışmaya itiliyor. Tekel işçilerine de aynı şekilde, bekleyen işsizler gösterilerek aslında işsiz insanlara da çalışanlar gösterilmiş oluyor.

Toplumda yaratılan bu duygunun kırılmasına dönük atağı içeren açıklamalar uzun süre birbirini izledi. Tekel direnişinin bu kadar popüler olması, uzun yıllar memleketin böyle hareketlilikler ve organize kitleler görmemiş oluşu, kolay ulaşılabilir ve destek vermenin bazı yollarının kolay oluşu gibi nedenlerle sıralanabilir. Memleketin her yerinde özelleştirmeler süredursun, bir çok devlet kuruluşunda çalışan kişinin 4C statüsüne yakın zamanda muhatap kalması bekleniyor. Hatta sağlık çalışanları ve karayolu çalışanları ilk karşılaşacak olanlar.

Diğer bir açıdan madenlerde yaşanan özelleştirmeler sonucu, vahşi kapitalizm koşullarının yaşandığı ocakların olduğu ortaya çıktı. Bursa’da yaşanan grizu patlaması sonucu ortaya çıkan tablo bunu kanıtlamaya yetiyor… Bununla birlikte patronun günde 25 vagon kömür çıkarmayan işçiye günlük ücretini ödemediği ve bununla birlikte kimsenin can güvenliği olmadan çalıştığı biliniyor. Yani yine eve ekmek götürmek için yer altında saatlerce çalışan işçilere de dışarıda bekleyen milyonlarca işsiz gösterilerek tehdit oluşturuluyor… üstelik,can güvenliğini sağlayacak bir çok sistemin yerleştirilmesinden kaçınan bu zihniyetin yanında çalışma koşullarını denetlemesi gereken görevlilerin ne yaptığı ise meçhul… 

Aslolanın kar kazanmak olduğu her yerde; üçkağıttan geçilmez. Ve fatura her zaman ya işçinin emeğinden, ekmeğinden, can güvenliğinden kesilir...


Kadın Tekel İşçiler ile yapılan röportaj

İMC : Öncelikle ne kadar zamandır buradasınız?

TEKEL İŞÇİSİ :Biz buraya dönüşümlü olarak geliyoruz, bu benim dördüncü gelişim.

İMC :Peki içinde bulunduğumuz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

T.İ. :İstediğimizi alacağız inşallah.

İMC :Hükümetten beklentileriniz nedir, sizce 4-C yasasının kaldırılmasıyla her şey çözülecek mi?

T.İ :Bildiğiniz gibi 4-Cli olmak bir nevi kölelik.Yasal bir şey değil yani kalkması lazım. İstenirse kaldırılacağına inanıyorum. Bir tek bizim için değil, sizler için de önemli. Kalkmasını istiyoruz.

İMC :Gidişatı nasıl buluyorsınız?

T.İ. :Biz 67 gündür direniyoruz, umudumuzu yitirmedik. Fakat hükümet çok duyarsız.

İMC :Peki milletvekillerinden, diplomatik kişilerden gerekli desteği alıyor musunuz?

T.İ. .AKP dışındaki herkesin desteğini alıyoruz. İktidar partisi bize destek vermiyor, bu da işlerine geliyor. Kulaklarını tıkamışlar resmen, duyamıyorlar. Görüyorlar da görmemezlikten geliyorlar. Bence AKP milletvekilleri de bu konuya muhakkak duyarlıdır. Başbakanımız öyle bir esir almış ki onları, onlar bile korktular, seslerini çıkaramıyorlar. Her şey başbakanın elinde.

İMC :Peki beklediğiniz gün sona erdiği zaman,istediğiniz şeyi elde edemezseniz ne yapmayı düşünüyorsunuz, 4-C yasası kaldırılmazsa?

T.İ. :4-C yasasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Ama bu olmazsa  ya işsiz kalacağız ya da devamlı bu isteklerimizi, bu hakkımızı dile getirmeye devam edeceğiz.Yani pasif insanlar gibi, olmadı, işsiz kaldık hadi dönelim gibi bir şey yok. Muhakkak mücadele vereceğiz.

İMC .Devam edeceğiz diyorsunuz yani. Peki hiç genel grev talebinde bulundunuz mu?

T.İ :Evet, istediğimiz oldu fakat sendikalar buna yanaşmadı.

İMC :Bunun,sendikaların yanaşmamasının sebebini ne olarak görüyorsunuz?

T.İ. :Bilemiyorum, çok mu korktular onlar da artık hükümetten, bilmiyorum.

İMC :Çok teşekkür ediyoruz, direnişinizde de başarılar diliyoruz.Umarız istediğinizi elde edersiniz.

T.İ :Çok sağolun. 
 
 

İMC : 4C ile nasıl bir çalışma öngörülüyor size?

Başkan: İşçi de değil, memur da değil.

İMC : Ama memur gibi olacaksınız diyorlar.

T.İ:Hayır hayır işçi de değil memur da değil. Hatta ve hatta gittiğin kurumlarda seni memurlar, amirler köle gibi çalıştırabiliyor. Git tuvalet temizle! Senin görevin nedir, bellidir değil mi? Onlar sana diyebiliyor ki git tuvalet temizle, git kömür taşı, git odun taşı, git masayı sil, git bana çay getir...Ve şimdi 4-C’de diyor ya 11 aya çıkardık diye, yani önceden 4 ayla 10 ay arasıydı, o zaman 10 ay çalışma diyorlardı, 4 ay demiyorlardı. O telaffuzu yapmıyorlardı. Şimdi ne diyor? 11 aya çıkardık diyor. 11 aya çıkardık derken bir şey var orada. 4 ayla 11 ay arasında. Yani gittiğin kurumun müdürü 4 ay yani 120 günü tamamlattıktan sonra sana kapıyı gösterebiliyor. İzin yok, ne kadar çalışacağın, mesai saati de belli değil. Bağlı bulunduğun kurumun müdürünün iki dudağı arasındasın. Ve bunun karşılığında alacağın 700 tl.

İMC :Fakat başbakan cevaben, bu parayla çalışmak isteyen bir sürü işsiz olduğunu söylüyor.

T.İ:Onları bu duruma düşürenlere lanet olsun. Onları bunlar düşürdü bu duruma, bir de övünerek söylüyorlar. Bu paraya çalışacak çok insan var!

İMC :Peki şu anda son durumunuz nedir?

T.İ: 31 Ocak itibariyle biz maaşlarımızı aldık. Yani biz 20 gündür işsiziz. Ne yapıyoruz? Normal yaşantımızdan kısıtlayarak bu güne kadar geldik. Bundan sonra da işte tazminatlarımızdan alacağımız parayla, yani hazır parayla geçineceğiz. Ona da gerek kalmayabilir. Şimdi işsizliğe başvurduk biz, o da yasal sürecimizi etkilemiyormuş. Şu anda işsizlik maaşı almaya başlayacağız. İş bulana yada iş kurana kadar. Türkiye şartları, ne olacak iş bulamayız da. O zamanda onunla geçimimizi sağlayacağız. Hazır paraya dayanacağız yani. Geçimimizi o şekilde sağlayacağız... Zor yani. Hakikaten biz buraya gelirken sadece kendi haklarımız için geldik de, Türkiye'nin geleceği için çok önemli bir şey olduğunu gördük. Yani biz burada şuanda staj görüyoruz. Biz burada çok şey, sizinle beraber yeni yeni şeyler öğreniyoruz. Yani burası bir okul oldu. Hakikaten bir okul oldu.

İMC :Biz de çok şey öğreniyoruz, ne yapmamız gerektiğini öğreniyoruz. Dışarıdan tabi ki sizi destekliyoruz ama burada olmak çok farklı. Burası televizyondan gözüktüğü gibi değil. Teşekkür ederiz ... 
 
 

İMC: Görüşlerinizi alalım 68 günün sonuna geldiniz ne kadar devam ettirmeyi düşünüyorsunuz 

T.İ:Ölümüne kadar… Hakkımız ne zaman verilirse işçi sözde değil özde.

31 Ocak’a kadar tazminatları  alamama korkumuz vardı. Bizim işçiler olarak kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı ne işimiz ne maaşımız. Maaş korkumuz vardı. 31 ocaktan sonra biz işçiler olarak direnmeye kararlıyız. 

İMC:Devletten gelen tepkiler ? 

T.İ:Bize istediğimiz hiçbir şeyi vermediler. Vermeyecekler belki de ama TEKEL işçisine idam yasası çıkarmadıktan sonra bizden kurtulamayacaklar çünkü biz yaşadıkça onlar kahrolacaklar. Görüşmelerden hep olumsuz sonuçlar çıktı. Oyalamacı taktiği kullandılar bizi oyalayarak 68. güne getirdiler. Hep bizim tepkimizi ölçtüler, etki-tepkiyle bizi buraya kadar getirdiler, tahrik etmeye çalıştılar ama biz tahrik olmadık. Onlar vuracak, onlar vursa da biz el kaldırmayacağız. 

İMC:Aileleriniz yanınızda kaç gündür buradasınız ? 

55 gündür buradayım. İlk 15 gün  çok sıkıntılarla karşılaştık. Bundan sonra sağ olsunlar sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, halk olsun, esnaf olsun hiç desteğini esirgemediler. Ailelerimiz ziyaretimize geliyor imkanlar el verdiğince.

Biz İzmir-Tuzla’dan geliyoruz. Bu çadırda 55 kişi var. İlk oturma eylemi başladığında kalp rahatsızlığından hastaneye kaldırılan arkadaş bizim çadırımızdandı. Biz sizleri burada gördükten, desteklerinizden sonra biz kendi geçmişimizi yargılamaya başladık.

Ezgi KAYA (Boğaziçi Üniversitesi)

Didem USTABAŞ (Kocaeli Üniversitesi)

Gönül KARGA( Kocaeli Üniversitesi)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile