Ana Menü
Kullanıcı Girişi
Yakınlıklar

![]() | Bugün | 22 |
![]() | Dün | 57 |
![]() | tüm | 83413 |
| Tiyatro Öteyüz ile Söyleşi |
|
![]() Tiyatro Öteyüz evhanımı, emekli, çalışan; farklı mesleklere sahip kadınların oluşturduğu; kadının sabrının, kararlılığının, üretkenliğinin, özverisinin ve iradesinin sonucu oluşan bir tiyatro topluluğudur.Kendileriyle tiyatro servüenlerini konuştuk. Yeni oyunları 'Bak Şimdi' 5 Mayıs 2010 Saat 20,00'da Ankara Sanat Tiyatrosunda sahne alacak. İşin doğrusu ezilenlerin tiyatrosu tekniğinin uygulandığı bir kadın çalışması olarak başladık faaliyetlerimize. Aslında bu çalışmanın, ilk başladığı yıllarda bu kadar uzun süreceği hiç birimiz tarafından düşünülmemişti. Fakat kadının –bu ekipteki kadınların-, tiyatroyla etkileşimin sonucu, kendi yaşamlarındaki değişimi fark etmesi üzerine, üretmenin, birlikte üretmenin keyfine vardıktan sonra, tüm sıkıntılara rağmen sürdürmekte direndikleri bu çalışma bir tiyatro topluluğuna dönüştü. Ezilenlerin Tiyatrosu ve onun teknikleriyle şekillenen çalışma, on üç kişiyle başladı. Sayımız giderek arttı. Bugün otuz kadınla bu çalışma yürüyor. Yıl 2001 henüz yeni yeni tanışıyorduk. Oğuz CEYHAN yönetiminde birkaç ay drama çalışması yaptık. Oğuz CEYHAN bu çalışmanın fikir babasıdır. Ve bugüne kadar emeğini bizlerden hiç esirgememiştir. Drama çalışmalarının sonunda bir oyun çıkarmaya karar verdik. İlk doğaçlamalarımızdan “İşte Evimiz” adlı oyunu hazırladık, sahneledik. Ortak bir çalışma... birlikte çalışmanın sonucunda çıkan ortak bir ürün... Ve ilk gösteri... ilk alkış... ilk başarı... başarının tadı... övgülerden alınan keyifler... Başlangıçta hepimiz kısa süreli düşünerek başladık, uzun soluklu düşünmedik. Ama ilk gösterilerin birinde bize verilen salona prova için gittiğimizde, salon uzun süredir kullanılmadığı için kalın bir toz tabakası ile karşılaştık. Yönetmenimizin şaşkın bakışları altında biraz da kadınlık içgüdüsü ile prova yapmak yerine temizliğe başladık. Sahne, izleyici koltukları, kulis kullanılır hale geldi ama biz de oyunumuzu provasız oynamak zorunda kaldık. Oyun sonrası elimizde ayranla boğazımızdaki tozları gidermeye çalışırken “sahne tozu” denilen bu olsa gerek dedik. Artık geri dönüşümüz yoktu. Sahne tozunu yutmuştuk bir kere… Bu arada hatırlatalım ki bu çalışma 2001’de Batıkent Halkevinde başlayıp 2006’da Tiyatro Öteyüz Derneği adıyla devam ediyor. Oğuz CEYHAN’ın emeği bu güne kadar devam ederken, geçen yılda Cangül UYGUR çalıştırıcı olarak destek vermeye başlamıştır. 2.Şimdiye kadar oynadığınız oyunlar nelerdir?
Süreçlerinden biraz bahsedebilir misiniz? Biz hiç hazır metinle çalışmadık. Okuduk, kaynak edindik fakat hiç hazır metine yönelmedik. Günlük sorunlardan yola çıkarak, konular gündeme getirip, tartışarak bir konu seçiyoruz. Önce düşüncelerimizi paylaşır, gözlemlerimizi aktarır sonra araştırmalara başlarız. Konuyla ilgili filmler, kitaplar, sempozyum notları, doktora tezleri, gazete kupürleri, anılar, yaşanmışlıklar vb. İncelenerek, birbirimize bilgi aktarır, tartışmalar yaparız. Sıra doğaçlamalara gelir. Gruplar oluşturup, değişik temalar ile konuya uygun doğaçlamalar yaparız. Beğendiğimiz doğaçlamaları seçer onları oyunda kullanırız. Zaman zaman içimizden biri doğaçlamaları bir kurgu dahilinde birleştirerek metin hazırlar. Metne ihtiyaç hissetmediğimiz zamanlar da olur. O zaman aynı oyun her sahnelendiğinde değişerek çıkar seyircinin karşısına. Bu zamana kadar oynadığımız oyunlardan bahsedersek:
Oyunlarımızı sürekli güncelleyerek, Ankara’da ve Ankara dışında pek çok yerde ve festivallerde oynadık. 3.Oyunlarınızın seyirci ile buluşma aşamasından biraz bahsedebilir misiniz? Oyunumuz çıktıktan sonra, seyirciyle buluşabilmesi için bir koşturma süreci başlıyor aslında. Oyun izlemeye gelemeyen/gidemeyen insanlara gitmenin yollarını arıyoruz. Çoğu zaman şehir içinden ya da dışından davetler alıyoruz. Sadece dekor ve oyuncu ulaşımının karşılandığı her yerde oyunumuzu sergiliyoruz. Bunun dışında herhangi bir para talebimiz olmuyor. Gittiğimiz yerlerde, gönüllülük esasına dayanarak oynuyoruz. Katılınan etkinlikler bağlamında sadece kadın izleyicilere oynadığımız oyunlar oldu. Fakat bu bizim özel tercihimiz değildi, etkinliklere özel bir durumdu. Bizim seyirci tercihimiz ise kadın erkek ayırımı olmaksızın herkes… Biz önümüze, daha çok kadına ulaşmak, kadınların sadece seyirci olmaları değil, katılımcı olabilmeleri noktasında bir şeyler yapmak için hedefler koyduk. Seyircilerin tepkileri genelde oldukça iyi. Şaşırıyorlar, ama çok keyif aldıklarını söylüyorlar. Ekibimizde, her meslek grubundan, kesimden kadın var ve dışarıdan bakıldığında hiç birimizin işi tiyatro değil! Buna şaşırıyorlar, hayatta aslında başka başka şeylerin yapılabileceğini görüyorlar, umutlanıyorlar, biz daha çok umutlanıyoruz. 4.Tiyatro hayatınızda nasıl değişikliklere vesile oldu? Bu çalışma, kadınların kendini ifade edebilmesinin önünü açtı. Ama bu çalışmanın sağladığı katkının en güzel ifadesi ne biliyor musunuz? Gece bir çalışmadan ya da toplaşmadan çıkıp tek başımıza eve dönmemiz/dönebilmemiz. “Nerdesin?!” sorusunu soracak kimseyi düşünmememiz. Olmadığını sandığımız özgüvenimizi bulup çıkardık biz. “Hayır!” diyebilmeyi öğrendik. Bir şey söyleyince, yapınca onay almadan harekete geçemediğimizi gördük, şimdi “Bu benim kararım!” demenin ayaklarımız üzerinde durmamızı sağladığını görüyoruz. Daha önce bu ekipte olan ve “ben yeteneklerimi, farklı yanlarımı keşfettim, şimdi hayatıma şöyle yön vereceğim…” diyen arkadaşlarımız da oldu. Toplumsal yaşayışı anlama ve algılama pratiğimize katkı sunan, başka pencerelerin açılmasını sağlayan bir çalışma bizim için. Kadının bedenini tanıma şansını da yarattı bu çalışma. Kendimize güvenimizin oluşması/artması çevremize de yansıyor ve dolayısıyla ilişki kurma biçimimize de. Hepimiz anneyiz ve bu çalışmanın yarattığı değişimin bir yüzünü çocuklarımızda görmek de ayrı sevindirici. Çocuklarımız için artık kadın, kendine biçilmiş ‘görevler’ yığınını yerine getirmek zorunda olan biri demek değil. Kadının ‘kadını’, hayatını yakından gözlemleme pratiği de önemli, kendimizi tanımaya böyle başlıyoruz bir yandan. Duvarları, duvarlarımızı yıkmaya uğraşıyoruz; “Bana ters düşen bir hayatı reddediyorum!” demeyi sonuna kadar götürmek istiyoruz. Ayrıca tiyatro yapıyor olmak, estetik algımızı da etkiledi. Bunun da farkına vararak kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. 5.Önümüzdeki dönemlerde Tiyatro Öteyüz olarak neler yapmayı planlıyorsunuz? Tiyatroyla daha çok kadına ulaşmak adına, önümüze koyduğumuz bir hedefimiz var ve bunun için –bu aralar özellikle- uğraşıyoruz. Daha önce belirttiğimiz gibi, katılımı arttırmak üzerinden bir çalışma planı yapmaya çalışıyoruz. Şimdilerde bunun için koşullarımızı tartıyoruz, gözden geçiriyoruz ve görüşmeler yapıyoruz. Bu çalışmayı Ankara’nın farklı bölgelerine taşıyabilmek istiyoruz. Bunun yanında, genel çerçevesiyle ortaya çıkmış, provaları devam eden, “Kentsel dönüşüm” sorununu ele alan bir metnimiz var. Geçtiğimiz sezonda başlamıştık bu konu üzerinde çalışmaya, yazmaya. “BAK ŞİMDİ!. adını verdiğimiz oyunumuz yakın zamanda gösterime başlayacak. Bununla birlikte üzerinde düşünmeye, konuşmaya başladığımız bir başka konu daha vardı: “Kürtaj”. Zor bir konu… biz bu konuya ilişkin de bir şeyler yazabilmeyi istedik. Zor bir konu diyoruz, çünkü en örtükten daha örtük kalan ve anladık, biliyoruz ki bu yalnızca kadının ‘mahremiyeti’, ‘iç dünyası’, ‘günah’, aman dokunulmasın denilecek bir ‘mesele’ değil. Yine biliyoruz ki, kadının kendisinden başka hiç kimse, kadının bedenine, tercihine ilişkin karar veremez, onu baskılayamaz. Bu projeyi de sahneye taşıyabilmeyi istiyoruz. Bu dönem hayata geçirmeye çalıştıklarımız arasında bahsettiğimiz çalışmalar var. Tiyatro Öteyüz’e ilişkin son birkaç şey söylemek gerekirse; burası nefes aldığımız yer ve tiyatronun bize sunduğu katkıya karşılık, ufak da olsa biz de kadına, tiyatroya dair bir adım atabilmiş olmayı umuyoruz. |
ÜCRETSİZ KURS VE ATÖLYELER
İstanbul, Edirne ve Kocaeli Öğrenci İmecesinin her dönem yürüttüğü ücretsiz atölye ve kurs faaliyetleri sürmektedir.




