Ana Menü
Kullanıcı Girişi
Yakınlıklar

![]() | Bugün | 1 |
![]() | Dün | 62 |
![]() | tüm | 77852 |
| Temsilcilik Öyküleri - Temsilcilik Deyip Geçme |
![]()
Bilmezdim temsilcinin ne işe yaradığını, üniversite de olsa, sınıfa girip tanışma faslının ardından, bölümde üzerine düşen görevi yapmakla yükümlü hocanın sınıf temsilcinizi seçin demesiyle bahsi geçmişti ilk. Bu muameleden sonra ilkokula başlayan çocukların sınıf başkanlığından farklı olmayacağını düşünmemek elde değil. Bunu düşünen tek bende değilim üstelik! Temsilcinin angarya işler yaptığına, fotokopi çektirdiğine şahit olmayanımız var mı? Eee ne farkı kaldı ilkokuldaki sınıf başkanının biten tebeşiri öğretmenler odasından almaya gitmesinden. Bir yerlerde bir yanlışlık olmalıydı fakat farkedemeden sınıf atladık. Bir üst sınıfa geçince anladıkki ara dönemde olsun, yeni yılın başında olsun ders seçimlerinden tutunda, ders programına, sınav takvimine kadar bir sürü mağduriyet yaşadık. Sıkıntılarımızı gidermek için bölüme gittiğimizde dilekçe yazıp itiraz etmeyi öğrendik (Üniversitede de verilen Türk Dili dersinin faydaları :) ). Dilekçe yazdık yazmasına da bireysel başvuruların keyfi istekler olduğu karşılığı çıktı karşımıza. Bu durumda, “sınıf temsilcisi öğrencinin acaba bu işlerle alakadar olması daha mantıklı olmaz mıydı, notları fotokopiciye taşımaktan?” sorusu ister istemez belirdi kafamda. Sordum soruşturdum, baktım bakıştırdım, bir iki de yönetmelik karıştırdım, sen neymişsin be temsilcilik demekten kendimi alamadım! Meğer sınıf temsilciliği küçücük bir detaymış öğrencinin okul yönetiminde söz hakkı için. Bölüm temsilciliği diye de bir temsiliyet hakkımız varmış, hatta bu öğrencinin bölüm toplantılarında bulunma, öğrencilerin sorunlarını birinci ağızdan anlatma “yetkisi” bulunmaktaymış. Vay be dedim. Malum bu durumu bir tek ben öğrenmemişim ya vay be diyenler çok. Malum rekabet ortamıda hakimken üniversitelere düşünsenize CV’nizde “Bir yıl bölüm temsilciliği” yaptığınız yazdığını. Ofofof yeme de yanında yat! Ne kadar liderlik duygusu kapladı içinizi değil mi? İşte burda itirazlarımı sıralamaya başlıyorum.
Ben bölüm değiştirmiş biri olarak ders seçimi, ders programı, sınav takvimi, laboratuar grubu, danışman hocası , yeni kimlik kartı şunu bunu bidolu sorunlar yaşadım. Birde duydum ki sadece bende yaşamıyorum bu sorunları, bölüm değiştiren, alttan dersi kalıp üstteki dersle çakışıp ders alamayan bir sürü insan olduğunu görünce benim küçük bir ayrıntı olmam ve sesimin duyulmaması çok yadırganmadı tabi. İşte o zaman yattı aklıma bu temsilcilik işi. Ya bölüm temsilciliğine adaylığını koyan arkadaşlarımı sorunlarımızı aktarması için teşvik edecektim ya da adaylığımı koyup bölüm toplantılarına katılıp ben ve benim gibilerin derdini paylaşıp çözüm arayacaktım. Adaylığını koyan arkadaşların propaganda yapmaları gerektiği ve seçimin kapalı sandık usülü yapılması heyecan vericiydi benim için fakat ortalıkta propaganda yapan adayda yoktu, sandıkta. Oy vermeye giden ya da oy verilmesi için sandık kuran bölümde yoktu neredeyse. Babadan oğula taht devredilmesi dönemleri ne kadar geride kalsada alışkanlıklar kolay kolay değişmiyor, bazıları temsilciliği gökten zembille birilerinin başına indiriyordu. Sorunlar hala aynı sorunlar, temsilci seçildikten sonra haklarını aramıyor, bazı ideolojik hiyerarşide bölüm temsilciliği rolünü kapıp, bayrağı fakülte temsilciliğine, fakülte temsilcisinin de aynı mantıkla fakülte ve meslek yüksek okul temsilcilerinin oluşturduğu öğrenci konseyinde dalaverayı çevirmiyordu. Bir düşünsenize konsey başkanı olduğunuzu, bir üniversitedeki öğrencilerin hepsinin söz hakkını rektörle yapılan toplantılarda, belediye konseylerinde dile getirebileceğinizi. Bölüm temsilciliğinden başlayalım ya da. Ben öyle yaptım, adaylığımı koydum ve seçim zamanı propagandamı da yaptım. Seçim oldu, imza sayısıyla oy sayısı birbirini tutmadı, seçime itiraz ettim, seçimi yenilettim. İkinci seçimde temsilci seçildim. Bölüm toplantısı yapılacağı hafta bütün sınıflara girip nasıl haklara sahip olduğumuzu anlattım arkadaşlarıma ve ardı arkası kesilmeyen sorun listesiyle girdim ilk bölüm toplantısına. Bir buçuk saat boyunca bölüm hocalarımın karşısında terleye, utana sıkıntılardan bahsettim. İtirazlarının olduğu konular oldu, çözüm üretilmesi için not edilenler de. Geri dönüşler yaptık, sınıflarda toplanıp durum değerlendirmesi yaptık. Dönemin ortasında sınav programında zorlandığımız derslerin yerlerini kendimiz ayarlama hakkını elde ettik, görsel değişiklikler, internet, sınıflara perde gibi kazanımlarımız da oldu. Çözülemeyen sıkıntılarımızı dile getirmekten her seferinde bıkmadan dile getirdik. Bir bölümün sınıfları olarak ortak film izleyeceğimiz zamanlar olsun istedik, ders programına itiraz ettik. Sonuçta talebeydik, talep edendik. Elde etsek de etmesek de iyi olan şeyleri hep istedik. Fakülte temsilcisinin koordinasyonunu sağladığı bölüm temsilcileri toplantılarına katıldık. Orada da fakülte için gerekli sorunlardan bahsettik ve bunları iletmesi için tutanaklar hazırlayıp fakülte temsilcisini fakülte toplantılarına uğurladık. Güzel bir yıl geçirdik okulda iletişimi bol olanından. En azından hakkıyla yaptığımı, olması gerektiğine inandığım şekilde davrandığımı düşündüm temsilciyken. Benden sonraki yılki seçimlerde iyi bir intiba kalmıştı bölüm öğrencilerinde. Talep etme hakkımızı devam ettirdik. Temsilci seçiminden sonra bölüm toplantılarına katılmadığı, talep iletmediği için baskı kurduk temsilci üzerinde ve bölüm seçimleri tekrarlama kararı aldı ve temsilcimizi değiştirme hakkımız olduğunuda öğrendik böylece. Temsilcilik deyip, geçmemek gerek. Elimizde olan hakları kullanıp, isteklerimizi yerine getirebilmek için; Aday Olalım Aday Bulalım Oy da verelim Söz de alalım! |
ÜCRETSİZ KURS VE ATÖLYELER
İstanbul, Edirne ve Kocaeli Öğrenci İmecesinin her dönem yürüttüğü ücretsiz atölye ve kurs faaliyetleri sürmektedir.




