------------- Kocaeli İmece ------------- İstanbul İmece ------------- İzmir İmece ------------- Edirne İmece ------------- Ankara İmece -------------
Bu Nasıl Bağış Hocam!
Ferit Duymaz tarafından yazıldı   

    Bağıştan ne anlıyoruz, neydi bağış. Bugüne kadar yanlış mı algıladık bu terimi. Yoksa bize yol gösteren bilim insanları mı yanlış biliyor.

 

     Benliğimizi kazandığımız andan itibaren, “gönüllü yapılan yardım” olarak öğrendik bağış yapmayı. Çevremizdeki insanlar herhangi bir zorunluluk olmadan çeşitli yardımlarda bulunuyordu çünkü.

Gün geldi, zorunlu ve ücretsiz eğitim olarak görülen 11 senelik okul hayatı başladı. Okumak için kapısını çaldığımız kurumlarda, kayıt belgeleri arasında “bilmem kaç top kâğıt, bilmem ne kadar bağış parası” gibi maddelerle karşılaştık. O gün anladık BAĞIŞ’ın gönülden kopmadığını. Ücretsiz diye atfedilen eğitim için para istendiğini.

      Eğitim zorunluluktan çıktı, üniversite eğitimi başladı. “Ücretsiz” değildi artık. YÖK vardı, belirlediği harçların ödenmesi gerekiyordu. O kadar çok masraf yapılıyordu ki öğrencilere, devlet karşılamakta güçlük çekiyordu. Bu güçlüğü, harçlarda karşılayamadı belli süre sonra. “Zarf parası, kart parası, dosya parası…” gibi gerekçelerle tanıdık bir para istendi yeniden. Bağış parası, üstelik yine zorunlu.       Bulunduğum üniversitede, 6 yıldır (40 liradan başlayan, şu an 100 lira olan) bağış parası istiyor. YÖK bu paralara karşı “Katkı payları dışında kayıt için öğrencilerden her ne ad altında olursa olsun mevzuat dayanakları olmayan hiç bir ücretin istenmemesi” yönünde genelge yayınlasa bile.      Her yılın ilk döneminde, ‘mevzuat dayanağı’ oluşturulan harcı yatırmak için bankanın yolunu tutuyoruz. İçerisinde bağış parası bulunan hesap yerine, okulun yedek hesabına ‘gerçek’ harç miktarını yatırmak istiyoruz. Veznedar, okulun hesabına para yatırmamızın mümkün olmadığını söylüyor. Emir büyük yerden, Rektörlük’den. Uzun süren tartışmanın ardından, bağışsız harcımızı hesaba yatırmayı başarıyoruz. Öğrenci işlerine, makbuz teslim etmek gerekiyor. Şimdi de öğrenci işleri bağış parasını ödemediğimiz için kaydımızı yapmıyor, kayıt sistemini açmıyor. Dekanlığa bilgi almaya gidiyoruz. “okulunuzun menfaatleri için harçlığınızdan kısında bu parayı yatırın” diye ricayla karşılanıyoruz. “Yatırmak istemiyoruz, bağış gönüllü olur” dediğimizde kendimizi kapıda buluyoruz. Sırada Rektörlük. “bu para gönüllü çocuklar, istemiyorsanız ödemeyebilirsiniz” gibi şaşırtıcı cevap şimdi de. Ardından kayıtların kabul gördüğünü öğreniyoruz. Kimi Üniversitelerde öğrenci belgesi almanın bile para ile olduğunu duyduğumuzda ise şaşırmıyoruz.       Rektörlük, Trakya Üniversitesi Vakfına alabildiği kadar parayı almıştı artık. Bu yasal dayanağı olmayan parayı, birçok öğrenci ödemişti. Tıp Fakültesi öğrencileri dışında. Son 2 yıldır, tıp öğrencilerinin %90 gibi büyük çoğunluğu bu parayı ödemiyor. “Edirne Tabip Odası-Tıp Öğrencileri Kolu” bu yasadışı olay karşısında her sene tepkisini koymuş ve bu paranın gerçek yüzünü öğrencilere anlatmış, başarılı olmuştur. Böylesi paralara karşı tüm öğrencileri sağduyuya davet ediyor, ödenmemesi yolunda fikrimi beyan ediyorum.     *Trakya Üniversitesi Vakfı, geçen dönemki rektörlük seçimlerinde tüm öğretim görevlilerine dizüstü bilgisayarı dağıtmıştır.  

 

Ferit DUYMAZ / Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile